Araştırmacılar, Kazakistan’ın Türkistan kenti yakınlarında Oğuz Türklerine ait Kültöbe Yazıtı’nı keşfetti. Yazıtı ortaya çıkaran Çanakkale OnSekiz Mart Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Erkoç, keşif sürecini şu sözlerle anlattı:
“Kültöbe Yazıtı’nı Kazakistan’ın Türkistan kenti yakınlarındaki Oranğay köyünde bulduk. Oranğay köyü, Kültöbe adlı bir Oğuz yerleşiminin kalıntılarını barındırıyor. Köydeki ortaokulda küçük bir müze olduğunu öğrendik ve müzeyi ziyaret ettik. Müzeyi gezerken tesadüfen yazıtla karşılaştık. Literatür taramasından sonra yazıt hakkında bilimsel çalışma yapılmadığını fark ettik. Bunun üzerine yazıtı inceleyerek literatüre kazandırdık.”
Ayrıca yazıtın bulunuş hikayesini anlatan Doç. Dr. Hayrettin İhsan Erkoç, keşfin bir köy okulunda gerçekleştiğini belirterek şunları söyledi:
“Kültöbe Yazıtı’nı Kazakistan’ın Türkistan şehri yakınlarında bulunan ve içinde Kültöbe adında bir Oğuz yerleşiminin kalıntılarını barındıran Oranğay köyünde bulduk. Köydeki ortaokulun içinde küçük bir müze olduğunu öğrendiğimizde müzeyi ziyaret ettik ve orayı gezerken tesadüfen yazıta denk geldik. Literatür taramasının ardından bugüne kadar yazıt hakkında herhangi bir bilimsel çalışma yapılmadığını tespit edince biz de üzerinde çalışarak literatüre kazandırdık.”
Yazıtta yazılanlar
Ayrıca yazıt tek bir satırdan ve 7 harften oluşmaktadır. Uzmanlar, yazıtın kısa olması ve harflerin alışılmadık yapısı nedeniyle çalışma sürecinde zorlandı. Aynı zamanda yazıttaki harfler yazı çevrimine tabi tutulduğunda, “kazar kan kul” ifadesi ortaya çıkıyor. Araştırmacılar bu ifadenin, “Hazar Hanı’nın kulu” anlamına gelebileceğini belirtiyor.
Kültöbe Yazıtı’nı önemli kılan unsur, taşıdığı metinden çok bizzat varlığının ortaya koyduğu tarihsel gerçektir. Yaygın tarih anlayışına göre Oğuzca, 13. yüzyılda Arap alfabesiyle yazı dili oldu.
Kültöbe Yazıtı ise Oğuzların 9. ve 10. yüzyıllarda runik alfabeyi kullandığını gösteriyor.
Oğuzlar, İslamiyet öncesinde kendi dillerini Türk Yazısı ile taşa kazıdı.
Aynı zamanda bu keşif, Oğuzların yalnızca sözlü geleneğe sahip göçebe toplum olduğu algısını sarsıyor.
Aynı zamanda Oğuzların yerleşik yaşamla temas kurduğunu ortaya koyuyor.
Yazıt, Oğuzların yazılı kültürü aktif biçimde kullandığını açıkça gösteriyor.
Yazıtın hemen altında bulunan ve dalgalı üç çizgiden oluşan sembol, araştırmacılar açısından gizemini hâlâ sürdürüyor. Uzmanlar, bu işaretin bir “boy damgası” olabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Sembol, Üysin boyuna ait damgayla benzerlik gösterse de tarihsel uyumsuzluklar görüşü zayıflatıyor.
Ayrıca yerel halk, söz konusu işaretin bir “yılan” figürünü temsil ettiğini dile getirdi. Bazı topluluklar, sembolü Kayı boyuyla ilişkilendiren yaygın bir inanışı benimsedi. Araştırmacılar, işaretin Kültöbe yakınından geçen çaya gönderme yapabileceğini değerlendiriyor. Bu yoruma göre sembol, daha basit bir anlamla bir “akarsu” simgesine işaret ediyor


No responses yet